KU TR

15 Ağustos Atılımı herhangi bir ulusal kurtuluş hareketinin sağlayabileceği gelişme ve önemli devrimlerin yaşayabileceği gelişmelerden de öteye, bir halkın ulusal direnişinin kesinleşmesi, ulusal imhasının önlenmesi, toplumsal özgürlüğünün imkan dahiline girmesi, kimliğine ve bu kimlikle halkın kurtuluşuna sahiplenmesi, bunu en acımasız koşullar altında, çok büyük güç dengesizlikleri ortamında, eşine az rastlanın bir mücadele tarzıyla kazanması olarak değerlendirmek gerekir. İlerde bu yıllar üzerine hiç şüphesiz çok yazılacak, çizilecek, söylenecek. Önemlisi de ileriye yönelik etkileri her geçen gün büyük olacaktır.

Biz sadece geçmiş tarihi ezmekle, baş aşağı giden, neredeyse bizi tükenmenin eşiğine getiren, insanlık defterinden, yeryüzünden silen bir gidişatı durdurmakla kalmadık; geleceğimizin en özgür, en temiz kazanılmasını da garantiye aldık. Böylesine bir halk gerçeğinden, adı, sanı ağza alınmak istenmeyen, kendisi bile kendi kimliğine inanmaktan çoktan vazgeçmiş bir halk gerçeğinden, umut dolu, yaşam dolu, dirilmiş ve büyük yaşamaya azmetmiş bir halk gerçeğine ulaştık ki, bu da başlı başına bir zafer değerindedir. Her türlü ulusal, siyasal, kültürel gelişme, çarpıcı bir biçimde şimdi başlıyor. En özgürce ve eşitçe yürüyor. Duygular, düşünceler insanımızda ilk defa tam bağımsız ve özgürce, örgütlüce gelişiyor. Yeni yaşam tutkuları, yediden yetmişe herkesi sarıyor. Bu, gerçek bir Rönesans’tır. Kürt Rönesans’ının yaygın bir biçimde, çok gecikmeli de olsa, şimdi büyük bir yoğunlukla geliştiğini ve bunun Ortadoğu’daki etkilerinin büyük olacağını söylemek gerekir. Eğer bu atılım daha da derinleştirilir ve Ortadoğu’da sağlam çerçevelere oturtulursa, halklar tarihinde, geçmişinde yaşadığı o büyük uygarlık devrimlerinin benzerlerine de bir temel teşkil edebilir.

Toprağa yerleşik evrim, bu topraklarda başladı. İnsanlığın beşiği -devrimi de denilebilir buna- büyük köleci imparatorluklar, ilk defa yine bu topraklarda boy verdi ki, uygarlığın temelidir. Komünal dönemin devrimleri, etkili bir biçimde burada yaşam bulduğu gibi, İslam Devriminin de etkilerini en çok yaşadığı devrim, burada gelişme kaydetmiştir. Her ne kadar bu tarihi uygarlaşma süreçlerinden biz halk olarak yeterince nasibimizi almamış isek de, temelde böyle bir uygarlığa beşiklik eden bu toprağa dayandığımız açıktır. Kürdistan devrimi şimdi büyük bir uygarlık devrimi olarak temellerini kazıyor. Eğer ısrarla sürdürülürse, Ortadoğu halklarının o büyük uygarlık mirası üzerine insanlığı yeni bir çıkışa, özellikle kapitalizmin mahkum ettiği, altını da üstünü de yaşanmaz duruma getirdiği cehenneme karşı tekrar -ki buralara eskiden cennet denilirdi- ona benzer bir insani ufku yakalayabilir.

Bizim yürüttüğümüz devrim, tümüyle bu anlama sahiptir. Ve 15 Ağustos Atılımı’nın ruhu, fedakarlığı, cesareti, bütün bu anlamları içermektedir. Dar bir ulusal kurtuluşçuluk değildir, bir demokratik savaşım da değildir. Büyük bir uygarlık savaşımı, hak ve adalet savaşımı, tarihe sahipleniş ve geleceği her türlü karartıcı egemenliklere karşı bir kurtuluş savaşıdır. Köklü bir insani kurtuluş devrimidir.

Önder APO