Tüm Haberler
15 Ağustos Atılımı herhangi bir ulusal kurtuluş hareketinin sağlayabileceği gelişme ve önemli devrimlerin yaşayabileceği gelişmelerden de öteye, bir halkın ulusal direnişinin kesinleşmesi, ulusal imhasının önlenmesi, toplumsal özgürlüğünün imkan dahiline girmesi, kimliğine ve bu kimlikle halkın kurtuluşuna sahiplenmesi, bunu en acımasız koşullar altında, çok büyük güç dengesizlikleri ortamında, eşine az rastlanın bir mücadele tarzıyla kazanması olarak değerlendirmek gerekir. İlerde bu yıllar üzerine hiç şüphesiz çok yazılacak, çizilecek, söylenecek. Önemlisi de ileriye yönelik etkileri her geçen gün büyük olacaktır.
Doğadaki yaşam gücü gösteren her olgu, kendi yaşam amaç ve çizgisinde bir iç tutarlılıkla değişim evrelerinden geçer. Bu insan toplumları ve oluşturduğu kurum ve kavramlar açısından da geçerli bir diyalektiktir. Değişemeyen ise artık yaşam gücünü ortaya koyamayan ölen veya ölüme yakınlaşmış olan demektir.
Toplumsal yaşamın temel niteliği olan komünalite ve kolektivite, insanın insanlaşma süreci ve toplumsallaşmasıyla başlayıp günümüze kadar gelen bu nitelikler toplumu ayakta tutan ve toplumu her türlü iç ve dış saldırılara karşı koruyan temel öğelerdir. Birçok çevre ideoloji, bakış açısı vb. tarihten bu yana toplumu değerlendirmiş ve buna göre çözüm yöntemleri üretmişlerdir. Toplumsal yapı doğru değerlendirilmediğinde geliştirilecek olan alternatifler de toplumsal yapı içerisinde karşılık bulamaz.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, Önder Apo ile dün İmralı Adası'nda gerçekleştirdikleri görüşmeye ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Basına ve Kamuoyuna,
Tarihi eylemler, gerçekleştirildikleri zaman ve mekanda, toplumların en hayati, en can alıcı sorunlarına işaret ettikleri ya da bu sorunlara çözüm oldukları için tarihi nitelik taşırlar. Her eylem bir milad özelliğinde değildir, yeni bir aşamaya sıçramayı ifade etmez. Doğru zaman, doğru mekan ve toplumsal sonuç alıcılığın bütünleştiği tarihi eylemler bu nitelikleriyle normal eylemlerden ayrışır ve bir ruh, bir çizgi olurlar. İşte 14 Temmuz eylemi, bu özellikleriyle bir ruhtur ve bir çizgidir.
Bundan 15 yıl önce Partinin temelini atan Kemal, Hayri gibi yoldaşlar direniş kararını verdiğinde bir kez daha Partinin büyüklüğünü göstermiştir. Ne teslimiyet ne düşüş sonuna kadar direniş. Tarihte de, yaşamımızda da büyük adım olmuştur. Yine bu anıya dürüstçe yaklaşmak isteyen bu temelde sonuç çıkarmak isteyenler için her yönüyle bu gerçeğe kendilerini ulaştırmalıdırlar. Üzerinde durduğumuz Parti gerçeği nedir? sorusu karşısında kendi gerçeğimizi göz önüne getirmek zorundayız. Her şeyden önce bu anı üzerine uzak olmakla Partilileşme olmaz. Her arkadaş kendi üzerinde durup gerçekliğini göz önüne getirdiği taktirde bu direnişlere karşı hesap veremeyeceğini, layık olamayacağını görecektir.
14 Temmuz... Özgürlük devrimi için her gün canından can vermiş bir halkın toplumsal hafızasına kazınmış bir tarih...
‘Yaşamı uğruna ölecek kadar çok sevme’ felsefesinin sırrına erenler bilir 14 Temmuz’u. Bir de yalnızca alt kişi ile belki de kimsenin adını pek duymadığı karanlık bir zindanın dip köşesinde ‘başardık...başardık...altı kişiyle başardık..!’ diye slogan atanlar ve onların ardılları.
30 Haziran 1996 yılında Önder APO'ya karşı düzenlenen komploya cevaben Dêrsîm'de fedai eylem gerçekleştiren Zilan - Zeynep Kınacı'nın mektubundan kendi el yazısı...
Herkesin bir özgürlük tanımı vardır. Sosyalistler, liberaller, anarşistler, filozoflar, insan hakları savunucuları ya da tüm sistem karşıtı güçler kendi ideolojileri ve yaşama bakışları dahilinde özgürlüğü tanımlamışlar. Özgürlük, isteğini yapabilme serbestisi, başkalarının özgürlüğünün başladığı yerde biten davranışlar bütünü ya da hiç kimsenin kimseye karışma hakkının olmadığı bir ütopya…

















