Soykırım Saldırıları ve Özel Savaş
Toplumsal yaşamın temel niteliği olan komünalite ve kolektivite, insanın insanlaşma süreci ve toplumsallaşmasıyla başlayıp günümüze kadar gelen bu nitelikler toplumu ayakta tutan ve toplumu her türlü iç ve dış saldırılara karşı koruyan temel öğelerdir. Birçok çevre ideoloji, bakış açısı vb. tarihten bu yana toplumu değerlendirmiş ve buna göre çözüm yöntemleri üretmişlerdir. Toplumsal yapı doğru değerlendirilmediğinde geliştirilecek olan alternatifler de toplumsal yapı içerisinde karşılık bulamaz.
Öz Savunma bilinci aslında doğadaki bütün canlıların temel reflekslerinden biridir. Kendini tehdit altında hisseden doğadaki her varlık, varlığını devam ettirebilmek amacıyla bu tehditlere karşı meşru savunma reflekslerini harekete geçirerek yaşamını sürdürür, varlığını devam ettirir. Önder APO bunu “gül teorisi” olarak dile getirdi.
Günümüz savaş tarzlarıyla karşılaştırıldığında daha sınırlı taktikler olmakla birlikte döneme göre önemli taktiklerdir. Sun Tzu’nun 'Savaş Sanatı' eserinde belirttiği “şaşırtmaca ve aldatmaca” taktikleri aslında hybrid savaş tarzına o dönemde de başvurulduğunu gösterir.
Neolitik toplum devrimini yapmış olan Kürtler tarihsel olarak ve günümüzde Neolitik kültürün etkilerini derinlikli yaşamaktadır. Bundan dolayı devletçi uygarlıkla yapısal olarak çelişki içerisindedir. Etkisinde olduğu Neolitiğe karşı yapılan karşı devrimin etkilerini benimsemesi, özümsemesi doğası gereği beklenemez.
...Tüm bunlar soykırımlardan beter sonuçlar doğuran durumlardır. Dolayısıyla önce kendimizle ve yanlış yaşamla savaşmak zorundayız. Soykırımın farkında olan insan, tüm yaşamını soykırıma karşı durmaya ve mücadele etmeye göre oluşturmazsa soykırımın acınacak kurbanı ya da suç ortağı haline gelir.
Her soykırımın öncesinde hazırlık aşaması vardır. Hazırlık aşaması ile yapılan soykırımın zemini hazırlamaktır. Yapılan bu hazırlık soykırım açısından belirleyici olmaktadır. Hazırlık süreçlerini iyi anlamak soykırımın içeriğini deşifre edebilir. Çünkü soykırım hazırlık aşamalarında saklıdır.
Ulus-devlet oluşumu doğası gereği tahakkümü altına aldığı toplumda homojenleştirmeyi (tekleştirme) hedefler. Tek bir ulusun devleti, tek bir ulus hakimiyeti amaçlanır. Bu da diğer ulusların tasfiyesini gerektirir. Farklı inanç, halklar, toplumlar ya hakim ulus içerisinde eritilir ya ad ortadan kaldırılır.
“Soykırım, asimilasyon yöntemiyle üstesinden gelinemeyen halkların, azınlıkların, her türden dinsel, mezhepsel ve etnik grupların fiziki ve kültürel olarak tamamen tasfiyesini amaçlar.’’
Kürtlere yönelik soykırım ve asimilasyon hedeflenirken bunların adımlarını dayandıracak ideoloji, siyaset ve bilimi oluşturmaya başladılar. Birçok uydurma, yalan ve temelsiz bilgi kaynağını referans alarak doğrudan Kürt varlığını inkâr ettiler.















