Rêber APO’nun ihanetçi-işbirlikçi çizgiye yönelik olarak Yahudi Soykırımından örnekle kullandığı Judendrat kavramı gündemdeki yerini koruyor. Üzerine birçok tartışma yürütülen Judenrat kavramına ve yürütülen tartışmalara dair Medya Haber Tv’de yayınlanan Özel Program’a konuk olan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat değerlendirmelerde bulundu.
Şiddetli soykırım saldırıları altında günümüze gelen Kürt tarihinde işbirlikçi ve hain çizginin geliştiğini belirten Hozat, düşmanla işbirliği içerisinde olan bu çizgiye Rêber APO tarafından ‘Judenrat’ denildiğini ifade etti. İşbirlikçi ‘Jundenrat’ çizgisinin Kürtlerde köklü olduğunu belirten Hozat’ın konuya ilişkin değerlendirmeleri şu şekilde:
‘’Bunu yaşadık, gördük. Kendim de yaşamışım. Şimdi kim bunu inkar edebilir? Kürtlük nereden nereye geldi? Önderlik “çöplük” derken bunu kastediyor. Kendini ifade etmekten korkan, sinen, iradesi kırılan, herkesin elinde malzeme haline getirilen, herkesin hizmetine koşturulan, asker yapılan, işçi yapılan, köle yapılan bir Kürtlükten söz ediliyor. Özgür Kürt için bunu söylemiyor. Örgütlü, iradeli Kürt için bunu söylemiyor. Kendi varlığının, kimliğinin bilincinde olan, bunun için mücadele eden Kürt için bunu söylemiyor.
Binlerce yıl örtük bir biçimde sürekli saldırı, zulüm altında kalmış, ciddi bir kırılma ve dağılmayla, parçalanmayla yüz yüze kalmış bir Kürt gerçekliği var. Son 200 yıldır da korkunç bir soykırım saldırısı altında, fiziki katliamlar ve kültürel soykırımla süregiden bir tarih var. Bu kadar kültürel soykırım ve fiziki soykırım altında kalan bir Kürt iradeli olabilir mi? Yani yaşadık! Dili yasak, korku içerisinde, sürekli tedirginlik içerisinde yaşıyoruz. Bu anlamda doğru anlamak lazım, buna doğru anlam vermek lazım.
Elbette bu tarih içerisinde çok köklü, adeta geleneksel bir çizgi haline gelen, Kürt tarihinde bir damar olarak da ifade ettiğimiz bir işbirlikçi, hain kesim de çıktı ortaya. Binlerce yılı saldırılar altında geçen bir tarih, bir toplum, elbette çok büyük dağılmalara, yarılmalara, çürümelere, yozlaşmalara yol açıyor ve onun içerisinde bir hain işbirlikçi kesim de çıkıyor. Kürtlerde bu fazladır. Yani Kürtlerde nereye baksan mutlaka bir işbirlikçi haine rastlarsın.
Önderlik bunun adına “Judenrat” diyor. Niye tepki duyuyorsunuz yani? Bu kadar tepki duyanların demek ki yarası derindir. Yarası olduğu için bu kadar tepki duyuyor. Haindir, kaçkındır, işbirlikçidir. O yüzden bu kadar agresif, çok çirkin bir biçimde saldırıyor. O zaman sen Judendrat’sın. Hainsin, işbirlikçisin. Yok mu bunlar Kürtler tarihinde? Doludur.
Yani say say bitmez. Çok bariz bir örnek: Korucular dediğimiz yapı. Şu anda her yerde devletle iş tutan, Kürt düşmanlığı yapan, özgür Kürt’e düşman olan, kendini yaşatmak için, kendine konforlu bir yaşam alanı oluşturmak için özgür Kürt’e saldıran; düşmanla, sömürgeci, soykırımcı her türlü yapı, devlet ve oluşumla işbirliği yapan, kontralık, tetikçilik yapan Kürt az değil.
Etnik kimlik olarak Kürt’tür ama Kürt düşmanıdır. Haindir. İşbirlikçi çizgi nedir? Özgür Kürt’ün tasfiyesi, imhası için sürekli Kürt’ün düşmanıyla işbirliği yapıyor. Kürde saldırıyor, düşmanlık yapıyor. Bu hain işbirlikçi, Judendrat dediğimiz kesimler siyasette de var, ticarette de var, basında da var — her yerde var. Toplumun her yerinde var.
Çok isim vermek de istemiyorum. Doludur. Çıkıyor, televizyonda “terör uzmanı”, “güvenlik uzmanı” olarak, gazeteci, basın mensubu, yazar olarak konuşuyor. Tam bir haindir. 24 saat o televizyonda Kürt düşmanlığı yapıyor. Soykırım politikalarını meşrulaştırıyor. Savaş politikalarını meşrulaştırıyor. Judendrat’tır. Buna niye tepki duyuyorsun? Tepki duyuyorsan dön kendine bak.
Hani anlamadan tepki verenler olabilir. Ona anlam veriyoruz. Benim eleştirim onlara değil. Anlam veremiyor. İşte “Judenrat, Yahudi soykırımı sürecinde, Yahudi konseyidir. İşbirlikçi Yahudilerden oluşan bir konsey. Nazilerle işbirliği yapmış. Ne alakası var Kürtlerle?” diyorlar. Hani tarih bilinci zayıftır ya da anlam veremiyordur, eleştiriyordur. Bunlar anlaşılırdır. Sözüm bunlara değil. Sözüm Judenrat olup da buna saldıranlaradır, yani bu değerlendirmelere. Önder Apo’nun bu değerlendirmelerini, gerçeği bilip de saldıranlaradır. Kendi gerçeğini bilip de saldıranlaradır. Bunların da hiçbir kıymeti yoktur.
Kürtlerdeki Judenratlar çok tartışılmalıdır. Tüm gerçek yüzleri açığa çıkarılmalı, mahkum edilmelidirler. Judenratlar olmasaydı Kürdistan’da, Kürtlerde, kesinlikle şimdi Kürt sorunu demokratik temelde çözülmüştü. Türkiye demokratikleşmişti, Ortadoğu demokratikleşmişti. Kürt sorununun bu kadar uzun ve ağır bedellere rağmen halen bu mücadeleyle sürüyor olması, Kürt sorununun halen demokratik temelde çözülmemiş olması, Kürtlerin varlığının, özgürlüğünün güvenceye alınmamış olması, kimliğinin güvenceye alınmamış olması, demokratik, özgür bir statü sahibi olmamış olması, ülkesinde özgürce yaşamıyor olmasının temel nedeni; hatta baş nedeni Kürtlerdeki bu Judenratlardır. Bu işbirlikçi, hain çizgidir. Judenrat eşittir, işbirlikçi hain çizgidir. Bunu kim inkar edebilir? O açıdan doğru yerden ele almak ve tartışmak lazım. Ve bu tür kesimlere de özgür basının, mücadele eden herkesin, özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürüten herkesin çok etkili, güçlü cevaplar vermesi gerekiyor. Bu önemlidir.’’
Röportajın tamamı için tıklayınız: ANF















