Kürdistan Özgürlük Hareketi 1 Haziran 2004 hamlesine başlamadan önce dünya hegemonik güçleri tarafından Ortadoğu’ya dönük ciddi siyasi ve askeri müdahalelerde bulunulmuştu. Özellikle 2003 yılında Amerika’nın başlattığı Irak savaşı, başta Irak toprakları olmak üzere tüm bölgeyi etkileyen bir müdahale olma özelliğini taşıyordu. Amaç Ortadoğu halklarının demokratik birliği için savaşan ve mücadele eden devrimci hareketleri tasfiye etmekti.
ABD, İngiltere ve İsrail gibi hegemonik güçler bölgedeki demokrasi arayışlarını etkisizleştirerek Ortadoğu’yu kapitalist sistemin içine almayı, bölgenin tüm tarihsel zenginliklerini sömürmeyi hedefliyorlardı.
Öte yandan İmralı işkencehanesinde Önder Apo’ya ve hareketimize karşı ‘İmralı çürütme politikası’ yürütülüyordu. Bu politika Önderliğimizin savunmalarıyla başarısız kılınmıştı. 2002 yılında iktidara gelen AKP, küresel güçlerin desteğini alarak ve siyasi İslam’ı öne çıkartarak uluslararası komployu başarıya ulaştırmayı hedefliyordu. AKP hükümeti Kürt halkının Müslümanlık bağlarından da yararlanarak geliştirdiği propaganda ile halkı Önderliğimizden uzaklaştırmayı amaç edinmişti.
2003 yılında bu her iki saldırıdan güç ve destek alarak, yani ABD müdahalesine ve AKP iktidarına dayalı olarak hareketimizi içten parçalayarak tasfiye etmeyi amaçlayan provokatif bir eğilim hareketimize dayatılır hale gelmişti. Bu çete hareketi ABD ve AKP gibi güçlere dayanarak hareketin özgürlük çizgisinde ısrar eden kadrolarını etkisizleştirmeye çalışmış, türlü oyun ve hileler ile hareketi Önderlik çizgisinden koparmaya çalışmışlardır. 2003 yılı ve 2004 yılının başında Kürdistan Özgürlük Hareketi hem içten ve hem de dıştan dayatılan bu şekilde ciddi bir tehdit ve saldırı ile karşı karşıyaydı. İşte 1 Haziran Atılımı kararı böyle zorlu bir askeri ve özel savaş ortamında verildi. 1 Haziran Atılımı her şeyden önce küresel hegemonik sistemin Ortadoğu’ya ve özellikle Kürdistan’a dönük saldırılarına karşı bir direnişi ve cevabı ifade ediyordu. Büyük Ortadoğu Projesi ile tüm Ortadoğu’nun baskı ve sömürü altında tutulmak istendiği bir süreçte, PKK 1 Haziran Atılımı ile Ortadoğu’nun demokratik birliğini hedefleyen bir müdahalede bulunuyordu. Aynı zamanda 1 Haziran Atılımı AKP öncülüğünde yürütülen İmralı çürütme politikasına ve uluslararası komploya karşı Kürt halkının yeniden daha güçlü örgütlenme, özgürlük ve demokrasi hamlesi olarak ortaya çıktı.
1 Haziran Atılımının temel gerekçelerinden biri elbette parti içi gelişen provokatif ve tasfiyeci eğilimlere karşı dur deme çabasıydı. 15 Şubat komplosu ile Önderliğimizin İmralı işkence sistemi altında tutulmasını fırsat bilerek, PKK’nin yarattığı değerleri ele geçirmek isteyen, Güney Kürdistan’daki milliyetçi güçlere dayanan AKP destekli tasfiyeci güçlerin tasfiyesi amaçlanıyordu. 1 Haziran Atılımı bu anlamda sadece askeri bir hamle değil, aynı zamanda özgürlük hareketini milliyetçi ve devletçi çizgiye teslim etmek isteyen güçlere karşı ideolojik, siyasi ve örgütsel direniş atılımıydı. Parti içerisindeki tasfiyeci eğilimin kadro üzerinde yarattığı olumsuz etkilere karşı yeniden partileşme, yeniden gerillalaşma atılımıydı 1 Haziran.
1 Haziran atılımı aynı zamanda geç başlayan bir atılımdı. Önder Apo 2003 yazında ateşkes durumunun ortadan kalktığını söylemesine rağmen ancak 1 Haziran 2004 tarihinde böyle bir atılımı başlatabilmiştir. Bunun nedenleri dıştan saldırıların yoğun olması, provokatif tasfiyeci saldırıların devam ediyor olmasıydı. Yani 1 Haziran atılımına yönelirken de hareketin karşı karşıya kaldığı tehlikeler oldukça ciddiydi. Ancak Önder Apo’nun ‘Bir Halkı Savunmak’ kitabı ile ortaya koyduğu felsefi ve ideolojik çizginin hareket kadrolarında yarattığı düşünsel güç 1 Haziran’ı tam da bir Önderlik atılımı haline getirmişti. Ve 1 Haziran 2004 tarihinde ateşkesin sona erdiği açıklaması yapılmış, direniş sürecinin başladığı ilan edilmişti. HPG 2003 yılının başından itibaren özellikle Kuzey alanında belli bir hazırlık yapmış, eylemliliklere başlamıştı. Önderliğin özgürlük çizgisinde ısrar eden gerilla, Türk ordusuna Kuzey alanlarında ağır darbeler vurmuştu. Gelişen eylemler ile beraber de her anlamda bir netleşme yaşanmaya başlamıştı. Gerilla güçleri giderek bu yeni mücadele sürecine uyum sağlamış ve hem dış hem de iç saldırıları karşı ciddi bir toparlanma yaşamıştı.
Başta belki de daha zayıf adımlarla başlayan 1 Haziran Hamlesi giderek büyüyen, güçlenen, zafer kazanan bir atılım haline geldi. AKP’nin o dönem politikalarına darbe vurdu, zorladı. Aynı zamanda 1 Haziran Hamlesinin birinci yılında AKP eliyle yürütülen bozguncu provokatif tasfiyeci eğilim yenilgiye uğratılarak tasfiyecilik tasfiye edildi. PKK’nin yeniden inşası çalışmaları başlatıldı ve gerilla artık aktif savunma pozisyonuna geçmiş bulunuyordu.
1 Haziran 2004 hamlesi ile başlayan direnişle ortaya çıkan örgütsel toparlanma ve kitlesel gelişme ile beraber 2005 Newroz’unda Önderlik KCK’nin ilanı ile tüm Kürdistan halkını Demokratik Konfederalizm sistemi içerisinde örgütlenmeye ve demokratik yaşamı inşaya çağırdı. Nasıl ki 15 Ağustos atılımının hemen ardından ERNK ilan edilmiş ve halk direniş cephelerinde direnmeye çağrılmış ise, 1 Haziran Atılımının hemen ardından da Demokratik Konfederalizm ilan edilmiş ve Kürdistan halkı bu sistem çerçevesinde mücadele etmeye çağrılmıştır. Bu anlamda bugün de 1 Haziran Atılımı Apocu Hareket tarafından ikinci 15 Ağustos Atılımı olarak değerlendirilmekte ve böyle tarihi bir anlam biçilmektedir. Aynı 15 Ağustos Atılımında olduğu gibi 1 Haziran Atılımı da her türlü zayıflığa ve iddiasızlığa karşı bir bilinçlenme, örgütlenme, güçlenme olarak gelişmiştir. Çünkü o süreçlerde dışarıdan ve içeriden bazı kesimler hareket ve halk olarak yeniden direnişi örgütleyebileceğimize inanmıyordu. PKK hareketinin yeniden toparlanıp tasfiyeciliğe ve sömürgeciliğe karşı özgürlük mücadelesini geliştirebileceğini akla bile getirmiyorlardı. Hareketin birkaç aylık ömrünün kaldığını düşünenler az değildi. Böyle bir ortamda Apocu kararlılık ile örgütlenen 1 Haziran Hamlesinin kazanımları, bizleri bugünkü demokratik siyaset mücadelesine taşıyan temel yapı taşlarıdır. 1 Haziran hamlesinin kahraman şehitleri özgürlük ve demokrasi umudunu yeniden yeşerten militanlar olarak büyük değerler ortaya çıkarmışlardır. Doğru yaşam ölçülerinin, gerçek özgürlük anlayışının ne olduğunu tekrardan göstererek gerillacılığın ve militanlığın nasıl olması gerektiğini kendi pratikleri ile ortaya koymuş ve duruşları ile hareketimizi çeteci, bozguncu, tasfiyeci eğilimlerden arındırarak bugünlere taşımışlardır. 1 Haziran hamlesi boyunca tüm iç ve dış saldırılara, sömürgeciliğe, tasfiyeciliğe, gericiliğe karşı canı pahasına direnen bütün şehitlerimizin anılarına bağlı kalmak, Barış ve Demokratik Toplum sürecinin başarısıyla mümkündür.
Kendal Cesur















