KU TR

Özgürleşmeye susamış halk olarak Kürtlerin komün inşası ekmek ve sudan daha fazla gereklidir. Bu nedenle bütün çalışmaların komün kapsamında yoğunlaşma, derinleşme gerektirdiği açıktır. Kürdistan bir ‘komünler ülkesi’ olmayı bekliyor. Bunun için çaba harcamak, emek sarf etmek, eğitmek ve eğitilmek, ter dökmek hepimizin görevi olmalıdır.

Toplumsallık insanın oluşumu ile birlikte gelişir. İnsanlaşma başladığı anda toplumsallık da başlamıştır. Bu nedenle toplumsallık insan için bir var oluş koşuludur. Her ne kadar toplumsallığa saldırı olsa da bireycilik körüklenip toplumsallık hedef alınsa da yine toplumsal değerler egemen güçler tarafından çıkarları gereği ortaya kaldırmaya çalışsa da başarı şansı yoktur. Çünkü bunların ortadan kaldırılması insanın ortadan kaldırılması demektir. Geriye insanın tersi evrimi olur, yani insan hayvanlaşmaya başlar.

Devletçi sistem varlığını insana ve toplumsallığa bağlıdır. Çünkü varlığını toplumu sömürmeden alır. Eğer ki sömürecek, gasp edecek, çalıp çırpacak bir zemin olmasa kendisinin de sonu gelecektir. Bu nedenle ne yaparsa yapsın toplumsal değerleri aşacak gücü bulunmamaktadır.

Toplumsallık yalnızca birlikte yaşama değildir. Bu açıdan bakılırsa birçok hayvan da toplumsal denilebilir, çünkü sürüler halinde yaşayan insan dışında birçok canlı mevcuttur. Toplumsallık; insanın fiziksel birlikteliği dışında zihinsel, sosyal, siyasal, ahlaki, vicdani, ekonomik birlikteliğin yaşadığı zemindir. Bunlar toplum özellikleridir, aynı zamanda insan özellikleridir.

Komünalite ortak yaşamı ifade eder, komün ise bu yaşamın formudur, biçimidir. Devleti esas almadan, devlete bağlı ve bağımlı hale gelmeden, devletin dışında kendisini özne haline getirerek toplumun kendi içerisinde gönüllü bir şekilde demokratik ve ahlaki değerlerini yaşayıp örgütlendiği yaşam biçimidir. 

Komün sadece ortak mülkiyet ve ekonomik yaşam değildir. Demokrasi ve özgürlük ile yapılanmıştır. Marksizm bunu esas aldığından dolayı sürekli olarak teknolojik gelişmeleri hedeflemiştir. Fakat teknolojinin yüksek gelişimi toplumun refahını sağlamaz. Hakeza ekonomik sorunlar çözülüp ama demokrasi ve özgürlük sorunu çözülmezse de bir anlamı yoktur. Reel Sosyalizm bunu pratikte gerçekleştirdi, fakat demokrasi ve özgürlük anlayışını temeline oturtmadığı için çözülmekten kurtulamadı. Bu şekilde demokrasi, adalet ve özgürlük sorunu çözülemedi. Aynı pratik ulus-devletler tarafından da denenmiş olup özgürlük sorunu çözülememiştir.

Elbette toplum yaşamı için teknolojik gelişmeler, ekonomik refah çok önemlidir. Fakat demokrasi ve özgürlük temelinde gelişmemesi köleliğin başka bir versiyonudur. Burada karşımıza çıkan komünlerin içeriğinin demokrasi, adalet ve özgürlük ile doldurulmasıdır. Bireylerin ve komünlerin demokratik ve özgür ilkeler ile gönüllü bir şekilde yapacağı her çalışma toplumu ve bireyleri geliştirir, özgürleştirir.

Burada diğer en önemli özelliği öz yönetim olmasıdır. Komünler; devletin (köleci sistemin) dışında, dışarıdan herhangi bir baskıya maruz kalmadan, bir başkası tarafından kendi ihtiyaçları belirlenmeden kendilerini yönetir. Bireyler de kendi ihtiyaçlarını, istedikleri çalışmaları bu komünler yoluyla yapar. Bir anlamda bireyler komünlerde kendilerini gerçekleştirir.

Tüm değerli ve olumlu toplumsal özellikler kapsamında geliştirilecek her komün toplumun refahını esas alır, sorunların çözüm merkezi komünler olur. Bin yıllardır toplumu baskı altına alan egemen güçlerin denetiminden çıkmanın da yoludur. Toplumdan çaldıklarıyla sınırsız gücü elde eden egemen güçlerin, toplum üzerinde denetiminin, baskısının, saldırısının olmayışı özgürlüğü getirir. Toplumda her zaman özgürlük eğilimi vardır, sadece önündeki engellerin kaldırılmasını beklemektedir. Bu da kendi başına devrim anlamına gelir.

Demokratik toplum inşasının komünler yoluyla yapılması dışında bir yol bulunmamaktadır. Özgürleşme ve demokratikleşme isteniyorsa doğrudan halk örgütlülüğüne dayanan komünleri inşa etmek kaçınılmazdır. Tarihsel olarak özgürleşmenin aracı olarak görülen ‘devletleşme’ kölelik dışında hiçbir sonuca götürmemektedir. Söz konusu ulus-devlet ise ezilen için soykırım, ezen için ise suni, biat etmiş bir kimlikten öte bir anlam ifade etmemektedir. Özgürleşmeye susamış halk olarak Kürtlerin komün inşası ekmek ve sudan daha fazla gereklidir. Bu nedenle bütün çalışmaların komün kapsamında yoğunlaşma, derinleşme gerektirdiği açıktır. Kürdistan bir ‘komünler ülkesi’ olmayı bekliyor. Bunun için çaba harcamak, emek sarf etmek, eğitmek ve eğitilmek, ter dökmek hepimizin görevi olmalıdır.