Kabilelerin komünalliğe yakın bir yaşamı vardır. Kabile ahlaki ve politik toplumun en güçlü yaşandığı toplum biçimlenişidir. Kabilelerin her zaman klasik uygarlıkların amansız düşmanları olarak görülmeleri, ahlaki ve politik toplum özellikleriyle bağlantılıdır. Ayrıca fethedilip denetim altına alınmaları mümkün değildi; ya yok olurlar ya da özgür kalırlardı.
Rêber APO
Toplumsal inşanın temel formu kabiledir.Kentlere karşı barbarların direnişi denilen olgu, özünde kabile toplumunun özyönetiminden vazgeçmeme ve kendi kimliğini koruma savaşıdır. Kabile aslında komündür. Kastik katil giderek devletleşince komünal kabileler de savunma alanlarına çekilirler.Belki düz yerlerde, ovalarda kendilerini savunamazlar ama en azından henüz erişilmeyen dağlık alanlarda, kalan bazı klanlar var, onlar daha yüksek dağlara çıkarlar. Savunması kolay yerlere çekilirler ve onlar da kastik katile karşı bazı savunma aletleri ve yöntemleri geliştirirler. En önemlisi de ulaşılamayan dağ doruklarında kabileler inşa ediyorlar. Kabile kökenlerini merak ettiğimde epeyce de düşündük, sonra birkaç kitapta bir-iki nokta yakaladık. Diyor ki birisi "kabileleri birer savunma örgütü olarak düşünmek gerekir.” Maalesef hala kabile toplumunun derin izlerini taşıyan bizim bunu görmememiz de ancak körlükle izah edilebilir. Bu kadar toplumu anlamaya çalış, kabilenin bir savunma örgütü olduğunu anlama. Kabile bir savunma örgütüdür. Etnolojik incelemeler sonucunda bu kabile örgütlenmesinin esasında bir savunma örgütü olduğu ortaya çıkıyor. Kastik katil sisteme karşı direnen komünler var. Ve bunun da temeli bu coğrafyada atılmış. Bu gerçeklik hem kutsal kitaplarda hem de tarihte geçer. Verimli Hilal'de, yani Orta ve Yukarı Mezopotamya'da temeli atılmıştır.kastik katilin oluştuğu günden beri savunma kabileleri halinde ayakta kalmışız, halen Kürtlük kabilelerle ayaktadır.
Kürdistan gerçeği öz olarak dağlık coğrafyadır, savunma alanı ve kültürüdür.Bunun tarihi en az 15 bin yıl öncesine götürülebilir. Çünkü etimolojik çalışmalar, bizzat coğrafyadaki nüfusun durumu, hala yaşayan kabile gerçekliği, hatta üretim gerçekliği, dil ve diğer kültürel unsurların mevcudiyeti bunu açıkça ortaya koyuyor. Eğer Kürtler için bir arka tarih aranacaksa, bu gerçeklikte aranmalıdır. Buna "ilk kültürlenme", "proto-Kürt” gibi kavramlarla yaklaşmak mümkün.Proto-Kürtler de esas olarak komünaliteye, komüne dayalı olarak vücut bulmuşlardır. Kabile, aşiret gerçekliği komünaliteyi ifade ediyor. Kürtler komün, kabile ağırlıklı bir toplumdur.
Kendi halkımız olan Aryen kökenli öz halk Hurriler, bizzat Sümerlerin değerlendirmesiyle Kurtiler -Kur = dağ, ‘ti’ ise bağlama ekidir- ‘Dağ Halkı’ olarak değerlendirilir. Sümer devletinin doğuşundan beri direniş halindedirler. Gutiler, Kassitler, Nairiler verilen çeşitli adlardır. Etimolojik olarak Ari, Ur ve Hurri kelimelerinin Sümerce kökenli olduğu ve tepe, plato grubu, dağlı grup anlamına geldiği ka-nısındayım. Sümerlerin Kuzeydoğu komşularına yaşadıkları coğrafyadan ötürü ‘dağ-tepe halkı’ demeleri mümkündür. Kaldı ki, aynı coğrafyada yaşayan Kürtlere halen ‘dağlı halk’ anlamına gelen birçok deyiş yakıştırılır.‘Dağ halkı’ deyimi bu nedenle anlaşılırdır. Hurrilerin Dördüncü Buzul Döneminin sonundan beri aynı bölgede yaşayan ve neolitik devrimi başat rolde geliştiren topluluk oldukları biçimindedir. Tüm jeobiyolojik, arkeolojik, antropolojik, etimolojik ve etnik araştırmalar halen aynı bölgede yaşayan halkın çok eski ve otantik karakterinde hemfikirdir.
Dağ, tarım ve hayvancılık Kürt halkıyla özdeştir. Kentlilik Kürt’e uzak bir kavram iken, köylülük belki de tarihte ilk defa Kürtlerin atalarının gerçekleştirdiği en temel toplumsal olgudur. Kürtler ne kadar ‘gundi’ ve göçebe ise, o kadar kentli olmaktan uzaktır. Komagene’nin çok iyi açıkladığı gibi, yarı köy ve göçerlik Kürtlerin binlerce yıllık yerleşim ve hareket düzenidir. Kürtçe komün "kombun” demek. "Kombun” ise topluluk, toplanma demektir. Köyler hala "kom” diye anılır. "Kombun” etimolojik olarak savunma ve özsavunma topluluğu anlamını karşılayan bir kelimedir. Hurriler Verimli Hilal’in orijinal kabileleri olup tarım devrimini derinliğine yaşadıklarından hem direnme hem de kendi öz uygarlıklarını geliştirme potansiyeline sahiptiler. Hurrilerin Sümer merkezine ihtiyaç duymadan, M.Ö. 3000’lerde ilk kent merkezlerini kurduklarına dair birçok arkeolojik veri gün yüzüne çıkarılmış bulunmaktadır.
Uygarlık gelişmeden önce, kadında olduğu gibi kabilede de oldukça doğal bir özgür yaşam geçerliydi. Kabile ahlâkı çok üstündü. Birey kabilesi için, kabile bireyi için her fedakârlığı yapabilirdi. Gerçek bir bireysellik ve toplumculuk söz konusuydu. Üretim ve savunma için gerekli toplumsal birliklerdir. Klan ve aile gelişen üretim ve güvenlik sorunlarının çözümünde yetersiz kalınca, kabile biçimine dönüşme gereği duymuşlardır. Sadece kan bağına dayanan birlikler değil, üretim ve güvenliğin gerekli kıldığı çekirdek toplum unsurlarıdır. Binlerce yıllık geleneği temsil ederler.
Uygarlık yapıları kabilelere el atıp köleleştirmek isteyince, tarihin en geniş ve yoğun direniş sürecine de geçilmiş oluyordu. Başat çelişki köleleşmeye karşı direnen kabile-devlet ilişkisidir. Dağlar ve çöller direniş ortamı olmuşlardır. Kabile savunma, beslenme ve üremenin vazgeçilmez koşuludur. Kadının köleleştirilmesinden sonra tarihin görülen en vahşi yüzünün kabilelerden köle derlemek olduğunu iyi bilmek gerekir.Sistem dışında kalmış ve sürekli sistemin talan ve köleleştirilme ‘sefer’leriyle yüz yüze kalan kabile sisteminde yaşayan aşiretler ve kavimler isyan etmişler, bu isyan hareketleri süreç içinde tıpkı uygarlık sistemi gibi süreklilik kazanmıştır. Sistem bu hareketleri ‘barbarlık’ olarak damgalayıp mahkûm etmeye çalışmaktadır. Açıkladığım nedenlerle bunun tersi doğrudur; uygarlık düzeni bir ‘barbarlık makinesi’dir. İnsancıl yaşamdan kopmak istemeyen ise kabile-komün düzenidir.
Kabileye komün demek ancak bazı koşullarla mümkündür: Eşit ve özgür karakterli olması koşuluyla. Demokratik uygarlık tarihte olduğu gibi günümüzde de yeniden yapılanmaların bu temelde geliştirilmesiyle anlam kazanacaktır. Tarih sadece devletli uygarlık yürüyüşü değildir, daha fazlasıyla demokratik komünal yürüyüşlüdür. Kabile sistemlerinin binlerce yıllık yaşamları, uygarlık tarihi boyunca gösterdikleri boyun eğmez direnişler ve karşı saldırıları bu gerçeği yeterince doğrulamaktadır. Teorisi ve yeniden yapılanması gereken de tarihin bu soylu yürüyüşüdür. kabilelerin demokratik uygarlığın eşit-özgür yapılanmalarını sürekli yaşadıkları açıktır. Kabilenin kendisi demokratik komünalizmin bitme-yen kaynağıdır. Kabile algımızı geliştirirken sadece geleneksel yapılanmalara takılmamak gerekir. Akrabalık bağlarıyla örülmek kabile anlamına gelmez. Sadece kan bağları kabile olmak için yeterli ve gerekli de değildir. Kabile temel nitelikte bir toplumsal oluşumdur. Toplumun anlamlı yaşamının temel örüntüsüdür.
Kabilelerin komünalliğe yakın bir yaşamı vardır. Kabile ahlaki ve politik toplumun en güçlü yaşandığı toplum biçimlenişidir. Kabilelerin her zaman klasik uygarlıkların amansız düşmanları olarak görülmeleri, ahlaki ve politik toplum özellikleriyle bağlantılıdır. Ayrıca fethedilip denetim altına alınmaları mümkün değildi; ya yok olurlar ya da özgür kalırlardı. kabilelerin özgür varlıkları sürekli göçleriyle korunabilecektir. Göçebeler yalnız avcılık ve toplayıcılık için değil, daha çok komünal değerlerinin yıkılmaması için çöller, ormanlar ve dağların derinliklerine doğru büyük tarihsel bir yürüyüşe geçerler. Sürekli özgürlük sevdasını bağrında taşıyan bu yürüyüşçüler tarihin en önemli devinim güçlerinden biridir. İnsanlığın temel formu kabiledir ve hiçbir zaman aşılmaz. Biçim ve içerik değiştirebilir, ama toplumsal olgudan tamamen dışlanması mümkün değildir. Toplumsal olgudaki klan ve ulus formları kabile formu kadar evrensellik ve tarihsellik taşımaz. Şüphesiz klan ve ulus formları da evrensel özellik taşır, ama kabileninki kadar etkili değildir
Demokratik uygarlık tarihi büyük oranda kabilelerin özgürlük, demokrasi ve eşitlik için uygarlık saldırılarına karşı direnme, isyana kalkma ve ahlaki-politik toplum yaşamında ısrar etmelerinin tarihidir. Toplumlara asıl rengini veren yine kabile yapılarıdır.















