KU TR

Êzidî toplumunun tarihi bir nevi soykırım tarihidir. Osmanlı devletinin, İslamcı güçlerin, Judenrat Kürtlerin tarihsel olarak hedef haline getirdiği Êzidî toplumu DAİŞ faşizmi ile 73. Fermanı yaşadı. 21. Yüzyılda tüm dünyanın gözü önünde eşine ender rastlanan bir vahşetle soykırımdan geçirildiler.

Êzidî toplumu bölgede bin yıllardır inançlarından dolayı baskı altında tutuldu, katliamlara uğradı, yerlerinden edildi, topraklarına el konuldu; dışlandılar, ötekileştirildiler, hor görüldüler.

Soykırım silsilelerinden geçirilirken en çok hedeflenen inançlarıydı. Kürdistan’da, Ortadoğu’da sürekli azınlık olarak yaşayan Êzidîler Müslüman olmadıkları için sistematik bir soykırım altında kaldılar. En sonuncusu ise DAİŞ faşizmi eliyle yapıldı. Amaçlanan Êzidîliğe dair hiçbir şey bırakmamak, tek bir Êzidî bırakmamak.

DAİŞ saldırısından önce KDP tarafından silahsızlandırılan Êzidî toplumu KDP peşmergeleri ve Irak güçleri tarafından terk edilerek Daiş ile yüz yüze bırakıldı. Öncesinden silahsızlandırdığı Êzidîlerin sözde güvenliğini üstlenmişlerdi. Fakat henüz saldırı gerçekleşmeden alandan kaçtılar. Böylece örgütsüz ve savunmasız Êzidî toplumu soykırıma uğradı. 

2014 yılında gerçekleştirilen soykırım da inançlarını hedef aldı. İnançlarından vazgeçmeleri için binlercesi öldürüldü, binlercesi kaçırıldı, binlercesinin de akıbetine dair henüz bir bilgi yok. Somut rakamlar ile netleştirilemese de tahmini olarak belirtilen sayılardan yola çıkarak vahşetin ne denli büyük olduğu görülebilir. Sadece ilk iki günde 1293 kişi, toplam beş binden fazla kişi katledildi; yedi binden fazla kadın kaçırıldı, tecavüze uğradı. 400 bin kişiden fazlası göç etmek zorunda kaldı. Binlercesi de hala kayıp.

Kürdistan Özgürlük Gerillasının ve YPG savaşçılarının müdahalesi ile katliamların daha fazla büyümesinin önüne geçildi. Çok az sayıdaki gerilla grubu tarih boyunca yürütülen soykırım saldırılarını yerinde ve zamanında gerçekleştirdiği müdahale ile durdurdu. Çok büyük kahramanlıklar ile Êzidî halkının varlık savaşını geliştirdi. Sadece DAİŞ faşizmini durdurmadı, tarihsel olarak yalnız bırakılan, ötekileştirilen Êzidîlerin yanında oldu.

Gerillanın müdahalesi öncesi yaşanan katliamlardan günümüze çok sayıda trajik hikayeler kaldı. Kimsesiz çocuk mezarları, demir parmaklıklar içerisinde çarşafla birkaç dolara satılan kadınlar, diri diri toprağa gömülen ve nerede oldukları belli olmayan toplu mezarlar, DAİŞ çetelerinin eline geçmemek için uçurumlardan atlayanlar ve intihar edenler ve daha bilmediğimiz nice trajediler.

Êzidîlerin güçlü, sistemli bir güvenlikten yoksun olmaları soykırımlara davetiye çıkarmıştır. İnançlarını kültürel yönden yaşayarak korumanın yeterli olmayacağı çok net görüldü. Yine başka güçlere ‘özsavunma’nın devredilmesinin de bir anlamının olmayacağı, tersine etki yapacağı da oraya çıktı. KDP ve Irak ordusu Êzidîleri DAİŞ soykırımı ile yüz yüze bıraktılar. Tarih de göz önünde bulundurularak yeni fermanların yaşanmaması için güvenlikten, savunmadan taviz verilemeyeceği kesinleşmiştir. Ortadoğu’da bir tehdit çemberi içerisinde olmak daha fazlasını gerektirecektir.

Êzidîlerin kadim, tarihi ve kültürel inançlarının kendi toprakları üzerinde yaşamak için ciddi bir savunma mekanizması dışında başka yol yoktur. Aksi durumda tarihsel olan soykırım tehdidi sürekli canlı kalacaktır. Yeni soykırımlara karşı caydırıcı olmanın tek seçeneği örgütlü öz savunmadır. Son on bir yıl bizlere bunu teyit etmektedir. Unutulan, bir köşeye atılan, ötekileştirilen Êzidîler Ortadoğu’da örgütlenerek yeniden siyaset ve tarihin öznesi durumuna gelmişlerdir. Bu örgütlü özsavunma güçlendiği kadarıyla soykırım ya da ferman tehdidi zayıflayacaktır. Son on bir yıl Êzidîlerin eski Êzidî olmadıklarını gösteriyor. Var olan örgütlülük ve özsavunma güçlendikçe yeni bir Ferman olmayacaktır. Özgür inancı yaşamanın, özgür yaşamın, özyönetimin ve öz örgütlülüğün garantisi kendi elleriyle yapacakları öz savunmadadır.

Ali Şahin