Komünün temelinde özgürlük anlayışı vardır. Özgürlükten anlaşılması gereken ahlaki ve politik toplumsal değerler etrafında herhangi bir tahakküme tabi olmadan örülen yaşamdır. Ahlak değerleri, toplumun özgürlük ilkelerine, yasalarına bağlılık taşır.
Komün ‘kom’ kelimesinden türemiş olup topluluk ve birliktelik anlamına gelir. İnsanların bir araya gelerek paylaşımcı, belirli bir amaç etrafında oluşturdukları yaşamdır. Komün, toplumsal olarak da birbirini koruyan, kendilerini yöneten, yaşam sorunlarını ve yaşadıkları bölgedeki sorunları çözme rollerini taşır. Yine ortak duyguların hakim olduğu, sorunlar ve saldırılar karşısında ortak hislerin ve tepkilerin oluştuğu yaşamın en anlamlı biçimidir. Ortak duygu ve düşünceler etrafında hissetmeyi öğrenen insanların kibir, nefret, üstenci anlayışlardan arındığı da yaşamda çokça görülen gerçekliklerdendir. Yani Komün sadece saldırı ve baskılara karşı bir savunma mekanizması değil aynı zamanda güzel, anlamlı yaşamın hakikat kapısıdır.
Rêber APO komünü şu sözler ile anlatıyor: Komünden kastımız toplumun her alanında faaliyet gösteren ve aktif insan gruplarıdır. Bunun için her köyde var olan şartlar temelinde komün olmalı, bu ya komindir ya bir gruptur. Bu mahallelere veya şehirlere yayılabilir. Kooperatif ya da fabrika, dernek ya da sivil toplum örgütü de komün olabilir. Aynı zamanda Demokrasisi de olmalı, o zaman demokratik komünal sistem denilebilir. Aynı zamanda yaşamın her alanında eğitim, kültür, sanat ve bilim alanları gibi yerlerde de oluşturulabilir. Sosyal ve siyasal yaşamın demokratikleşmesi de komünal olabilir.
İnsanlık tarihsel olarak komünler örgütleyerek yaşamıştır. İlk insanlığın ya da toplumsallığın oluşumu komünler etrafında şekillenmiştir. Yaşamlarını devam etmek açısından ihtiyaçlarını karşılamanın, güvenliğini sağlamanın en iyi yöntemi komünal birliktelikle ön plana çıkmıştır. İnsan, doğada tek başına yaşayacak kadar güçlü değildir. Bu şekilde insan, zayıflıklarını telafi eden bir yöntem olarak birlikteliğe başvurmuştur.
Komünün temelinde özgürlük anlayışı vardır. Özgürlükten anlaşılması gereken ahlaki ve politik toplumsal değerler etrafında herhangi bir tahakküme tabi olmadan örülen yaşamdır. Ahlak değerleri, toplumun özgürlük ilkelerine, yasalarına bağlılık taşır. Bu bağlılık ile birlikte politika yürüten bireyler toplumun ihtiyaçlarına cevap olur. Bir komünde yer alan kişilerin aktifliği olmazsa olmazdır. Sonuç itibariyle sorunların çözülmesi ve gelişme amaçlanır. Bunun için politika yapmada, iş yürütmede aktiflik ile gelişme yaratılır.
Tarihte insanlık komünler ile yaşamını sürdürürken devlet sistemi ile tanışması altı bin yıl öncesine kadar dayanır. M.Ö. 4000’lerde insan yaşamını işgal etmeye başlayan devlet, komün varlığını ortadan kaldırmayı hedeflemiştir. İnsan toplumsallığının en yoğun hali olan komün örgütlemesi bağrında toplumsal değerleri taşıdığı için devlet varlığı açısından tehlike arz ediyordu. Devlet, gasp üzerine kurulu çıkarcı bir azınlığa ait iken; komün, paylaşımcı bir karaktere sahip ve tüm toplum fertlerinin içinde söz sahibi olduğu, özgür bireylerin toplumsal çıkarını gözetmektedir. İki zıt karakterin çelişki ve çatışması son beş ila altı bin yıldır devam etmektedir. Bin yıllardır saldırı altında olan komün değerlerinin varlığı yok edilemezken komünün kendisi oldukça marjinalleştirilmiştir. Hiyerarşik düzenin sistematik saldırısı altında da olsa insanlığın varlık koşulu olarak komün değerleri toplumda varlığını devam ettirmektedir.
Kürdistan’ın köylerinde az da olsa komünler yaşamı devam etmektedir. Fakat var olan komünler gelenekselleştiği için devam etmektedir. Geçmişten günümüze toplumsal yaşamımızda bir yeri vardır. Bu bir gelenek halini almıştır. Var olan komünler geleneksel olması sebebiyle korunmaktadır. Fakat bu komünlerin kendi içlerinde ne kadar ulusal bilinç, politika, örgütlülük ve bilimsellik barındırdığı tartışma konusudur.
Paylaşım, birliktelik başta olmak üzere toplumsallık değerleri üzerine kurulu olan komün; toplumsal varlık açısından zorunlu olan ahlaki ve politik değerleri korur. Bu değerlerin korunması toplumsallığın dolayısıyla insanı insan yapan değerlerin korunması anlamına gelir. Örnek açısından; insan toplumsal olduğu kadar insandır denilir. Bireyci, empatiden yoksun, toplumu dikkate almayan bir kişinin toplumsal değerler ile yaşaması söz konusu değildir. Toplumsal değerleri yaşayamadığından dolayı bireycileşir, toplumdan ayrı bir duruma düşer. Fiziki olarak toplum içerisinde olması bir anlam ifade etmez. Toplum ile birlikte yaşayabilmek için toplumun gerekli gördüğü ilke ve ölçüleri yaşamak gereklidir. Bununla birlikte bireyi dışlamaz, küçültmez. Aksine komün içerisinde bireyler toplumsal gücün verdiği destekle ciddi anlamda gelişim yaşarlar. Birey toplumla daha fazla içli dışlı olduğu için toplum içerisinde sorumluluk bilinci ve duygusu yücelir. Sorumluluk bilincinin gelişmesi bireyin bir bütünen gelişmesini sağlar. Komünün varlığı ve niteliği bireylerin çabalarının toplamıdır. Bireyler ne kadar çabalar ve çalışırsa komün o kadar gelişir, toplumsallığın da gelişimi komünlerin gelişimine bağlıdır. Rêber APO ‘Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak’ adlı beşinci savunmasında şunları söylüyor: Demokratik bir ulusun bireyi ve yurttaşı komünal olması gerektiği kadar özgürdür. Özgür birey sahte kişiliktir, kapitalizmin topluma karşı oluşturduğu bir bireyciliktir. Kendisi gelişmiş bir köleliğin içindedir. Demokratik ulus bu bireye karşı özgürlüğünü toplumun komünalitesinde ya da daha yararlı olan küçük topluluklarda bulur. Komün, en yüksek çeşitlilik derecesine sahiptir ve genel olarak yaşam alanlarında temeldir.
Tüm toplumsal değerlerin en yoğun yaşandığı biçim, komün örgütlenmesinde bulunur. Komünlerin nitelik düzeyi toplum değerlerinin niteliğini ifade eder. Toplum komünlerden oluşur ve toplumsal değerlerin en yalın, en sade ve en özgürce yaşandığı yerdir. Çünkü komünler devlet dışıdır. En önemli özelliği de budur. Toplumsal değerleri korumak, yaşatmak ve geliştirmek devlet dışında kalmak ile mümkündür. Devletin dahil olmadığı toplumsal örgütlenme birimleri dışarıdan herhangi bir müdahale ile karşılaşmaz. Asıl bağımsızlık budur. Devlet sahibi olmak ya da devlet içerisinde bulunmak bağımsızlık değildir. Tarih boyunca insanlığa anlatılmış en büyük yalanlardan biri de devletlerin bağımsızlığı hikayesidir. Yeryüzünde hiçbir devlet bağımsız değildir. Bütün devletler Küresel sermaye sistemi kapsamında örgütlenir ve bu sistemin çıkarları doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Devletin dışında kalmak küresel sermayenin dışında da kalmaktır. Bu sayede toplumsal ahlak ve politikanın önünde herhangi bir engel veya set kalmaz.
Bilinçli ve örgütlü duruşlar sayesinde oluşan ve gelişen komünler toplumun en küçük birimleridir. Bu birimlerin niteliği toplumun düzeyini belirler. Komünler güçlüyse toplum güçlenir. Güçlü bir toplum dışarıdan saldırılara karşı dayanıklı aynı zamanda caydırıcıdır. Devlet veya herhangi bir güç oluşumunun bütün saldırılarına karşı en örgütlü yapıyı inşa eder. Bu nedenle savunma bilinci ve iradesi yüksektir. Dağınık halde olan toplum savunmasız ve korunmasızdır. Fakat birlik ve örgütlü haldeki toplum saldırılar karşısında tahribatı en aza indirir. En yakın örnek Tişrin Barajı direnişidir. Tişrin Barajı direnişindeki komünler halinde örgütlenen halkın duruşu Rojava’nın kaderini belirlemiştir. Bir hafta içerisinde Suriye sahası içerisinde Rusya, İran ve BAAS güçleri kırılma yaşadı. Fakat Kürtler sahadaki gücünü korumakla kalmadı şimdiki Suriye’nin en güçlü aktörü konumuna geldiler. Bunun nedenini iyi anlamak gerekmektedir. Tabii ki her bir direniş şehidinin yeri ve değeri farklı ve paha biçilemez olması ile birlikte verilecek daha büyük şahadetlerin ve kaybedilecek alanların önüne geçmiştir. Komünler halinde örgütlenen halk, daha büyük katliamların hatta soykırımın önüne geçmiştir. Bu örgütlülüğün olmamasını düşünürsek yaşanması mümkün olan katliamları düşünmek bile tüyler ürperticidir. Örgütsüzlüğün bedelini maalesef bu yılın başında yaşanan Alevi katliamlarında gördük. Açığa çıkan şu oldu faşist veya bağnaz düşünceler etrafında örgütlenen bir yapıya karşı örgütsüz olmak katliamlarla karşı karşıya kalmaktır. Son süreçte Suriye’de Alevilere oranla daha örgütlü olan ve kendi içinde komünal değerleri koruyan Dürzi halkı katliamlara karşı kendini korumuştur. Yine DAIŞ saldırılarından bu yana her güce karşı örgütlü olan Kürtler Ortadoğu’nun en dikkat çekici halkı olma gerçeğini taşıyor. Rêber APO’nun deyimi ile ‘’halk örgütlendiği kadar vardır.’’
Editörden















