KU TR

Toplumun komünal ve kolektif değerlerini sahiplenen, yaşatmaya çalışan hatta bunun sistemini oluşturmaya çalışan güçler de sürekli bir tarihsel akış içerisindedir.

Tarihte insanlığın var oluşundan günümüze büyük oranda yaşamı komünal olmuştur. Avcılık ve toplayıcılık ile uğraşırken bütün çalışmaları kolektif ve komünaldir. Fakat günümüzde bu tarih çarpıtılarak verilmektedir. İnsanlığın tarihi geri olarak görülmektedir. Demokratik, kolektif, komünal sürdürülen yaşam ters yüz edilerek anlatılmaktadır. Halbuki yaşamın tersyüz edilmesi devletleşme ile başlar. İnsanlık zor kullanılarak sömürülür, köleleştirilir. Demokratik, kolektif ve komünal özünden kopartılır. Egemen, sömürücü güçler kendilerini meşrulaştırmak amaçlı, toplum üzerindeki gasp eylemlerini kolaylaştırmak amaçlı insana dair bütün olumlu yönleri kendileri ile başlatırlar. Demokrasiyi, özgürlüğü, hak ve hukuku kendi icatları olarak sunarlar. Özellikle insanlığın komünal yaşamını ‘geri’ olarak göstermekte, bireyciliği bencilliği ise gelişmişlik olarak özgürlük olarak yansıtmaktadır. Gerçek olan ise tersidir.

Devlet ile sistemleşmeye başlayan Kastik Katil toplum üzerinde hakimiyetini arttırmak, sömürüyü kolayca gerçekleştirmek için birçok yol yöntemi incelikle uygulamaya alır. Bunun için ideoloji, politika geliştirir. Toplumsal değer olan ahlak yerine hukuku yerleştirir. Toplumda bilinç çarpıtması yaratarak düzeni sorgulamayacak uysal köleleler yaratmayı hedeflemiştir. Büyük ölçüde başarılı olan bu güçler ilk olarak kadını düşürmeyi amaçlamıştır. Çünkü toplumun köklü, güçlü ahlak ve politikasının öncülüğünü yapan kadını düşürünce toplumu ele geçireceğinin bilincindedir.

Toplum üzerinde baskı ve zoru kullanarak büyük ölçüde başarılı olsalar da tarih boyunca karşısında bulunan toplumsal güçler ve değerler her zaman var olmuştur. Toplumun komünal ve kolektif değerlerini sahiplenen, yaşatmaya çalışan hatta bunun sistemini oluşturmaya çalışan güçler de sürekli bir tarihsel akış içerisindedir. Günümüzde Kürdistan Özgürlük Hareketi bunların başında yer alır. Tarihsel bir akış içerisinde yer alan Demokratik Uygarlık hareketleri toplumun komünal kolektif değerlerinin günümüze ulaşmasında büyük emekleri ve çabaları vardır.  Her biri günümüze kalmış bir emeği ve bir mirası temsil etmektedirler. Her ne kadar istenilen düzeyde başarıya ulaşmamış olsalar da günümüz toplumun bu değerleri hala yaşatıyor olması, komünal ve kolektif anlayışa sahip çıkan halk hareketlerinin ortaya çıkışlarını biraz da tarihteki bu hareketlere borçluyuz. Sahip oldukları inanç, etnik köken ve bulundukları coğrafya farklı olsalar da temsil ettikleri toplumsal değerlerdir.

Mazdeizm ve Hürremizm

Mazdek isyanı tarihin tanık olduğu ilk komünalist hareketlerden biri olarak önemli bir yere sahip olmuştur. Yenilikçi bir halk önderi olan Mazdek, geliştirdiği felsefik anlayış ile Zerdüşt rahipleri ile Sasani aristokratlarının ortaklığıyla bozulan toplumsal düzene karşı eşitlikçi, ortakçı ve özgürlükçü bir düzeni savunmuştur. Mal ve servetlerin paylaşımında ortakçılığı, kadın erkek eşitliğini ve insanlar üzerinde iktidar ve tahakkümün kurulamayacağını savunmuştur.

Kendilerine bu düşünceyi tehlike olarak gören Dikhanlar (toprak sahipleri) ve tapınak topraklarının sahipleri din adamları Mazdek’in düşüncelerini çarpıtarak karalamaya başlamışlardır. Bütün saldırılara rağmen Mazdek’in düşünceleri toplum içerisinde kabul görüp yayılmaya başlamıştır. Bunda bölgedeki halkların ortakçı yaşama olan aşinalığı ve o günkü koşullarda canlı olan köy komünleri etkili olmuştur.

499 yılında katledilen ve hareketi bastırılan Mazdek’in yerini Hürrem almıştır. Hürrem öncülüğünde yürütülen Mazdeizm zamanla Hürremizm olmuştur. Hürremizm’in kaynağı Mazdeizmdir. Bunun da kökenleri Zerdüşti felsefeye dayanan özgürlükçü, eşitlikçi komünalist bir mücadele çizgisidir. Anadolu Aleviliğinin temel çıkış kaynağıdır.

Hürremizm yayıldığı alanlarda farklı adlandırmalar almıştır. Dönemlere göre bazen yer altına çekilip kültürel olarak etkisini devam etmiştir.

Hürremizm hareketi Babek döneminde zirveye ulaşmıştır. Azerbaycan’ın Bezz bölgesinde başlayan isyanın önderliğini Cavidan bin Sehl yapmaktaydı. Cavidan’ın ölümünden sonra hareketin başına Babek geçmiştir. Ortakçı ve eşitlikçi bir programı tebliğ edip bu yaşamı korumak için kurtarılmış alanları hedeflemiştir. Birçok savaşa bizzat katılmıştır. Abbasilere karşı Kürt, Türkmen, Fars, Bedevi, Ermeni ve Gürcü halklar tarafından desteklenmiştir.

Abbasiler tarafından devşirme bir Türk komutan olan Afşin tarafından Bezz kalesi, üç yıl süren savaşın sonunda kuşatmaya alınır. Babek’in halkın dışarı çıkarılması önerisini reddeden Afşin, kaleye girince Müslümanlığı kabul etmeyenleri kılıçtan geçirir. Kuşatmayı delip sağ çıkmayı başaran Babek Ermeni Emiri Sehl İbn-Sumbat’a sığınır. Fakat Sumbat Babek’e ihanet eder. Gücünü tekrar toparlamaya çalışan Babek’i bir komplo sonucu Abbasilere teslim eder. Babek’in idam edilmeden önce Abbasi Halifesine karşı şu sözleri tarihsel anlam taşır: ‘’Bütün zalim hükümdarlar gibi sen de yanılıyorsun. Çünkü benim destanım öyle bir destandır ki, ne Babek’le başlamıştır, ne de Babek’le bitecektir. Ey Zavallılar, siz hiçbir zaman özgürlük yangısının ne demek olduğunu anlamayacaksını. O dehşetli yangı ki, yüreği yakıp küle çeviriyor. Özgürlük, o ister tatlı olsun, isterse acı; yalnız oydu benim secdegâhım! Ve zalim ki beni öldürüyor, o da hiçbir zaman anlamayacak ki, ölümü ile özgürlük fedaisi büsbütün yok olmuyor…’’