Xweparastın-öz savunma; kendini, değerlerini, iradesini, düşüncesini, duygusunu yani yaşamın kendisini savunabilmesi; hakikat haline getirmesidir. Gerçekleşen, kendisini savunma gücünde olandır. Gerçekleşme, aynı zamanda özsavunmadır. Özsavunmasını yapamayan toplumun gerçekliği olamaz. Öz savunma yoğunlaşmış ahlak ve politika olmaktadır.
Özsavunması olmayan toplumun varlığından bahsedilemez. Özsavunması engellenen toplum, her türlü istismara, köleliğe ve kendisine yabancılaşmaya açıktır. Kendisi olmaktan çıkan bir toplum, kendisini kültürel olarak var edemez. Bu kadın içinde geçerlidir. Kadın her türlü istismara köleliğe ve kendisine yabancılaştırılmıştır. Kendisi olmak dışında her şey yapılmıştır. Hem toplumun esas birleşeni hem de toplumun yabancısı haline getirilmiştir. Ama kadın çeşitli şekillerde öz savunmasını geliştirme mücadelesinden vazgeçmemiştir.
Kadın geriletilebilir, zayıf düşürülebilir, çok kapsamlı kölelik statüsüne alınabilir; fakat doğası gereği toplumsallığın gelişimi ve varlığı kadın etrafında gelişmektedir. Kadına dayalı gelişen toplumsallığın kendisini savunma ve var etme tarzının özünde feminen olacağı açıktır. Kadının direniş ve varolma yaşama tarzı ile toplumun direniş ve varolma tarzları aynıdır. Her şeye rağmen, her türlü saldırılara karşın, son ana kadar da ve bütün gücüyle yaşama tutunma, kendini çok çeşitli görünümler ve biçimler altında ifade etme, ortaya koyma ve ölümüne bağlılık, fedakarlık ve direnç olmaktadır.
Önder APO; “Direniş varoluşla özdeşleşmiştir”. Dolayısıyla Kürt kadınları kendisini hangi toplumsal alanda yapılandırıyorsa, orada özsavunma bilinci ve örgütlülüğü şart. Kadın onuru ve ahlakı yaşamsal konulardır. Özsavunmayı gerektirir. Çünkü öz savunma ya da xweparastin değişim ve dönüşüm gücünü ifade eder. Günümüz de kadın cinayetlerinin neredeyse saat başı gelişmesi bilinçlice topluma empoze edilen ataerkil zihniyetin en somut biçimidir. Sokakta adım başı kadın bedeninin reklam aracına dönüştüğü, dijital medya da bunun anlık sürdürüldüğü, toplumsal çürümenin anlık paylaşıldığı gerçekliği xweparastın ihtiyacını daha da elzem hale getirmektedir.
Saldırı sadece fiziksel olmayıp, düşünsel, duygusal olarak da sürdürüldüğüne göre düşüncemizi, duygumuzu, bedenimizi, yaşamımızı, değerlerimizi, evimizi, sokağımızı toplumumuzu korumak öz savunmasını geliştirmek yaşamsal olandır. Ailen, çocukların, evin, arkadaşların, işin, okulun, araban, telefonun, paran olabilir ama iraden düşüncen duygun başkasının veya başkalarının güdümünde ise bunlar senin değil başkasının-başkalarının demektir. Ya da bunları koruyamıyorsan bu düşünce ve duygunun da sana ait olmadığı anlamına geliyor. Bunu korumak öz savunmayı geliştirmek ile mümkündür. Öz savunma düşünceyi-duyguyu derinleştirerek büyütme, iradeleşme, kendini var etmedir aynı zamanda. Önce KENDİNİ BİL demiş… Kendini bilmek, kendini korumak kendini büyütmek ve kendi savunmasını başkalarının insafına bırakmamaktır. Gülün dikenleri, yılanın zehri, arının iğnesi vb canı sıkıldığı için yoktur, kendini savunmak için vardır. Tıpkı diğer birçok bitki ve hayvan gibi kadının- insanın ise düşüncesi, toplumsallaşması ve örgütlülüğü kendisini savunması için vardır. Xweparastın-özsavunma kadın için toplum için kendini var etme ve kendini bilme kadar ekmek su kadar elzem ve esas olandır.
Çimen Pelin















