Kürtlere yönelik soykırım ve asimilasyon hedeflenirken bunların adımlarını dayandıracak ideoloji, siyaset ve bilimi oluşturmaya başladılar. Birçok uydurma, yalan ve temelsiz bilgi kaynağını referans alarak doğrudan Kürt varlığını inkâr ettiler.
İstanbul’da hamile bir kadına tekme atılmasının yankıları sürerken Kürtler açısında son derece trajik bir durum olarak değerlendiriliyor. Tarihsel dayanakları olan bu yaklaşımın Kürtler’de oluşturduğu travma kimileri için küçük görünebiliyor. Fakat Kürtler açısından bu canice yaklaşım köklü bir zihniyete dayanıyor. Bunu yalnızca AKP’nin son on yılda Kürdistan üzerinde yürüttüğü faşizm saldırılarına dayandırmak yeterli olmayacaktır.
Türkiye’de Kürt imha ve inkâr siyasetinin sonucu olarak kişilerde içselleşmiş Kürt düşmanlığı mevcuttur. Bu durum en son olarak bir devlet polisinin söz konusu olaydaki yaklaşımında açığa çıkmıştır.
Zilan katliamında hamile kadınların karnının deşilmesi Kürtler’de çocukluktan itibaren hemen hemen herkesin bildiği hikayedir. Ulus devlete geçiş ile birlikte kurulan Cumhuriyet Kürtlere asimilasyon politikalarını dayatmıştı. Kürtlerin ezici çoğunluğu asimilasyon politikalarını reddederek buna karşı isyan ettiği için doğrudan imhaya tabi tutuldular. Zilan katliamı, Dersim tertelesi gibi soykırım saldırıları Kürt halkının hafızasında olduğu gibi duruyor.
Cumhuriyetin kurulmadan önce iktidarı ele geçiren İttihat Terakki zihniyeti Osmanlı’nın yenilgisini kabul etmiş yerine en azından Anadolu’da tutunabilecek bir Türk ulus-devletini kurmaya girişmişti. Ermeni ve Rumları çok yönlü soykırıma tabi tutarak etkisiz hale getirdikten sonra Kürtlere yönelik asimilasyon (daha kapsamlı hali Kültürel Soykırım) faaliyetlerine başvurdu.
Kürtlere yönelik soykırım ve asimilasyon hedeflenirken bunların adımlarını dayandıracak ideoloji, siyaset ve bilimi oluşturmaya başladılar. Birçok uydurma, yalan ve temelsiz bilgi kaynağını referans alarak doğrudan Kürt varlığını inkâr ettiler. Kürt diye bir halkın olmadığını, herhangi bir tarihe sahip olmadığını dilinin ise diğer dillerden alınmış suni bir dil olduğu propagandası yapıldı.
Halk olarak var olmadığını, tarihte herhangi bir yerlerinin bulunmadığını, birkaç aşiretin diğer halklardan göç yoluyla Mezopotamya’ya yerleştirildiği belirtiliyordu. Ksenophon’un tarih kitabında sıkça Kürtlerden bahsedilmesini inkâr ve ret ettiler.
Bu inkâr ve imha siyaseti Osmanlı devletinin esas güçlerinden olan Kürtleri bir anda yok sayma ile başladı. Yeni kurulan ulus-devlette Kürtlerin Türkleşmesi hedeflendi, kabul edilmeyenler ise topyekûn imhaya tabi tutuldu.
Aşiretler topluluğu denilerek ‘medenileşmemiş’ olarak yorumlandı. Bu da gelişmemiş ve tarihe katkı sağlamamış bir toplum olarak görülmesini sağladı. Günümüze kadar bu politika sürekli olarak farklı boyutlarda uygulandı.
Özünde Kürtler artık insan olarak görülmemeye başlandı. Bunun için ideolojik, bilimsel, kültürel, fiziksel her türlü saldırıya uğramaya başladılar. Tehcir ile Kürdistan’dan sürüldüler. Ekonomik yönden bilinçli bir şekilde zayıflatılarak Kürdistan’dan Türkiye’ye göçlerinin zemini hazırlandı.
Yoğun şekilde asimilasyon saldırıları yapıldı. Kürdistan’ın çok az yerinde olan devlet toplumun her şekilde hayatına müdahale etmeye başladı. Kürt’e ait her şey hor, hakir görüldü. Kürdün kendisi hor ve hakir görülmüş, insan olarak görülmemiştir. Kürt’e karşı kin, nefret, öfke beslenmiştir. Anne karnında doğmamış çocuğu öldürebilecek kadar canileşme çok içsel bir duygudur.
Elbette kendi toplumlarında bu zihniyetin oluşturucusu İttihat Terakki şahsında iktidar güçleri olmuştur. Bugün de bu zihniyetin devam ediyor olmasının nedeni devletin başındaki iktidarlardır. Eğer hala Kürt halkına karşı bu zihniyet devam ediyorsa ve aşılamıyorsa iktidarın bu zihniyeti aşamadığını gösteriyor. En azından bu sürece dair samimiyetleri varsa bu zihniyetin değişiminde öncü rol almaları en temel görevleridir. Yoksa Kürt’ü inkâr ve imhada ısrar olur ve devam ederse bir PKK yerine on PKK yeşerir. Çünkü PKK’nin mücadeleyi toplumsallaştırdığı bir zamandayız. Unutmamak gerekir ki evrenin etki-tepki yasası vardır. Toplumda da vuku bulur.
Editörden















