“Soykırım, asimilasyon yöntemiyle üstesinden gelinemeyen halkların, azınlıkların, her türden dinsel, mezhepsel ve etnik grupların fiziki ve kültürel olarak tamamen tasfiyesini amaçlar.’’
Rêber APO
Toplumun ve yaşamın her anına ve alanına sızan, toplumsal değerlere bir bütünen savaş açan Kapitalist Modernite, üç sacayağından biri olan ulus-devlet eliyle insanlık tarihinde en azılı ve kanlı yöntemlerle toplumlara, halklara, azınlıklara karşı soykırım (katliam, asimilasyon, sömürgecilik ve zoraki entegrasyon) suçları işledi.
‘Asimilasyonun devamı olarak soykırım’
Asimilasyon tahakkümcü-hakim güçlerin toplumları kendi ekleri, uzantıları durumuna indirgemek amaçlı yürütülen tek taraflı eylemlerdir. Bununla amaç sömürü için maliyeti en az olan köle yetiştirmektir. Köle statüsünde tutulan kişi, grup veya toplumlar tahakkümü altındaki güçlere benzeşmeye başlar. Asimilasyon altındaki gruplar veya toplumlar tahakkümü altındaki güçlere kendini kanıtlamak ve onlar tarafından kabul görmek ve tahakkümcü güçlerin sisteminde yer almak amacıyla bunu gerçekleştirir.
Tahakkümcü güçler asimile etmek istediği gruplara veya toplumlara başka türlü yaşam şansı bırakmaz. ‘Efendi’ olarak belirlenen tahakkümcü güçlere benzeşmek, boyunduruğu altına girmek tek çare olarak bırakılır. Benzeşirken sahip olduğu kimliği de terk etmek zorunda kalır. Böylelikle asimilasyon yoluyla zihniyetsiz, iradesiz, ahlaksız, vicdansız; efendiye karşı uysal ve çalışkan kişilikler ortaya çıkar. Bu kişilikler, gruplar veya toplumlar bütün toplumsal değerlerine ihanet eder. Yalnızca maddi dünya peşinde koşan, manevi değerlerden uzaklaştırılmış insanlar türetilir.
‘’Hâkim elit, asimilasyon toplumuna bu kimliksizliği dayatmak için iki temel silah kullanır: Birincisi, çıplak fiziki zor’dur. En ufak isyan ve başkaldırısında imha kılıcı başında sallanmaktadır. İkincisi, açlık ve işsizlikle karşı karşıya bırakmaktır. Şu demirden kanun geçerli kılınmaya çalışılır: Eğer kültürel kimliğinde ısrar eder ve efendinin dilediği gibi bir hizmetçi olmazsan, ya başın gider ya aç kalırsın!
Asimilasyon olgusunun devamı niteliğindeki soykırım, asimilasyon yöntemiyle üstesinden gelinemeyen halkların, azınlıkların, her türden dinsel, mezhepsel ve etnik grupların fiziki ve kültürel olarak tamamen tasfiyesini amaçlar. Duruma göre bu her iki yöntemden biri tercih edilir. Fiziki soykırım yöntemi genellikle hâkim elit kültürüne, yani ulus-devlet kültürüne göre üstün konumda olan kültürel gruplara uygulanır. Bunun tipik örneği Yahudi kültürüne ve halkına uygulanan jenositlerdir. Tarih boyunca Yahudiler hem maddi hem de manevi kültür alanında en gü.lü kesimleri oluşturduklarından, karşıt hâkim kültürlerin fiziki darbe ve imhalarına maruz kalıp, sık sık pogrom denilen soykırımlara da uğratılmışlardır.
İkinci soykırım yöntemi olan kültürel soykırım denemeleri ise, daha çok hâkim elit ve ulus-devlet kültürüne göre zayıf ve gelişmemiş durumda bulunan halk, etnik topluluk ve inanç grupları üzerinde uygulanır. Temel mekanizma olarak kültürel soykırımla bu halkların, etnik ve dinsel grupların hâkim elit ve ulus-devletin dil ve kültürü içinde tümüyle tasfiye edilmesi amaçlanır; başta eğitim kurumlan olmak üzere her türlü toplumsal kurumun cenderesi içine alınarak varlıkları sona erdirilmeye çalışılır. Kültürel soykırım fiziki imhaya göre daha sancılı ve uzun sürece yayılmış bir soykırım türüdür. Yarattığı sonuçlar fiziki soykırımdan daha felaketlidir; bir halk veya herhangi bir topluluk için yaşamda karşılaşabileceği en büyük felaket niteliğindedir.’’ Rêber APO
Soykırım, devlet ve iktidar ile iç içelik taşır. İlk büyük devletler ve imparatorluklar olan Asur ve Akad devletleri, imparatorlukları toplumlara karşı soykırım uygulamışlardır. İnsan kellelerinden, cesetlerinden duvarlar yapmayı övünerek anlatmışlardır. Soykırım uygulamaları son yüzyıllarda veya kapitalist düzen içerisinde ortaya çıkmamıştır. Devlet oluşumundan, iktidar olgusunun sistemleşmesinden itibaren insanlık üzerinde soykırım uygulanmıştır. Birçok halk üzerinde devletlerin tarihten günümüze kadar soykırım uygulamaları yeni değildir. Çokça çarpıtıldığı gibi Hitler, Saddam veya Musollini ile başlamadı. Fakat soykırım gerçeği Kapitalist sistem ile birlikte katmerleşti ve derinleştirildi. Kapitalizm, bunu üç sac ayağından biri olan ulus-devlet yoluyla yaptı.















