KU TR

Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin ilk anından şahadetine kadar sonsuz bağlılık ve bu bağlılığın gereği çok büyük emek ve çabanın sahibi olan Kemal Pir, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin her ferdi için örnek bir militan, ulaşılması gereken ölçülerin vücut bulmuş halidir. Sadece Kürt bireyler için değil, enternasyonalist devrimcilerin kendisine kılavuz edindiği bir devrimcidir. 

Gittiği her yeri örgütleyen, tanıştığı her bireyde unutulmayacak etki bırakan, kazandığı kişilerin Kürdistan Özgürlük mücadelesinde güçlü katılımını sağlayan bir öncüydü. Kürdistan Özgürlük mücadelesinin öncü kişilerini harekete katması dahil Türkiye ve Kürdistan’da girdiği her evi, gördüğü her kişiyi mücadeleye çekmenin en iyi örneklerindendir. ‘Kemal Pir tarzı’ olarak somut bulan örgütleme gerçekliği belki de günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz tarzdır.

Büyük öncü Kemal Pir 1952 yılı, Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Güzeloluk köyünde doğdu. Ankara Üniversitesi, Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji bölümünde okurken Özgürlük Hareketi ile tanıştı. Özgürlük Hareketi içerisinde grup aşamasından şahadetine kadar her anında profesyonel bir devrimci olarak aktif bir şekilde, öncü konumda mücadele yürüttü. 14 Temmuz 1982 tarihinde Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek ile birlikte Büyük Ölüm Orucu eylemini başlattı. Eylem sırasında gözlerini kaybetti, 54. günde de (7 Eylül 1982) şahadete ulaştı.

Özgürlük Hareketi’ne katılım amacını kendi sözleriyle mahkeme salonlarında şu şekilde ifade eder: “Dünyayı tanımak; benim için bilmek, tanımak yetmiyordu. Dünyayı değiştirmek gerekiyordu. Değiştirmek içinde mücadele etmek gerekiyordu. Ben aynı zamanda sadece bilen bir insan değil, bilen, araştıran bir insandan ziyade dünyayı değiştirmek için mücadeleye katılmanın da gerekliliğine inandım ve mücadeleye katılmak istedim.”

Dünyayı değiştirme gibi bir iddianın sahibi olan biri için insanüstü bir irade, esnek ve sınırsız bir düşünce yapısı ama her şeyden önce yüce yaşam ve insan sevgisi gerekir. Kemal Pir anladığını yapan ve yaptığını anlayan biri olarak belirlediği ve ulaşmaya çalıştığı hedef doğrultusunda özümsemesi gereken özelliklerin derin bilincindedir. Böyle bir iddianın sahibi olan Kemal Pir, bunun gerekliliği olarak müthiş bir örgütleyicidir. Kişiliğinde sağlam olarak özümsenen örgütleme özelliği sayesinde hala da Özgürlük mücadelemiz Kemal Pir’in anıları ve emekleri üzerinde yükselmektedir. Tarihsel olarak Kürdistan gerçeğine etkide bulunmuş, örgütlediği, etkilediği kişi ve toplumların Kürdistan’da emekleri çok değerli kazanımlara vesile olmuştur.

Kemal Pir denilince akla yüksek irade ve inanç gelmektedir. Gerek düşman karşısında gerek mücadele içerisinde yer alan yoldaşlarına, mücadelenin zafere ulaşacağına dair beslediği inancı ve umudu her fırsatta dile getirmiştir. Kendisini mücadelenin büyümesine, zafere ulaşmasına adamıştır. Bu konuda belirlediği hedeflere kilitlenmiştir. Mücadelenin gelişeceğine ve kazanacağına dair soykırım zindanlarında devlet temsilcilerine karşı ‘’ileride ordumuz ile de karşılaşacaksınız’’ sözleri bunun ifadesidir. Mücadelenin şartlar ne olursa olsun, tüm imkansızlıklara rağmen henüz geleceği belli olmayan bir ordulaşmaya dair inancının ne denli yüksek olduğunu göstermektedir.

Bütün insanlık dışı saldırıların, psikolojik ve fiziki her türlü işkence yönteminin kullanıldığı ortamda inancının hiçbir sarsıntı yaşamaması ise yüksek iradesini ortaya koymaktadır. Amaca sonsuz bağlılığın ve hedefe kilitlenme gerçekliğini ifade eder. Özümsenen bu gerçeklik Kemal Pir’i ‘çelikten irade’ kılmıştır. Düşmana karşı iradeli duruşu şöyle anlatmaktadır: “Düşman kendini, bize her türlü işkenceyi yapmakta ve en kutsal değerlere saldırmakta özgür görüyor ama biz devrimciler de direnmekte özgürüz ve düşmanı bir saat daha uğraştırmak için bile olsa adımı dahi kabul etmeyeceğim.”

Apocu Hareket’in ilk yıllarında itibaren Ankara Tuzluçayır’da çalışmaları aktif katılır. Kürdistan’a geçiş için Rêber APO tarafından Haki Karer ve Kemal Pir’in tercihlerine bırakır. Hiç tereddüt etmeden Kürdistan’a geçerler. Kürdistan’da bir Türk olarak halk içerisinde çalışmalara başlar. Gittiği Kürdistan şehirlerinde herkesi, her evi, her mahalleyi örgütlemeye çalışır.

İlk olarak Dîlok’a gider. Dîlok ile Riha şehirlerinde çalışmalar yürütür. Kısa sürede Apocu Hareket’in en önemli ve en fazla geliştiği çalışma alanı Dîlok ve Riha olur. Onunla birlikte mücadele yürüten yoldaşları Kemal Pir için ‘herkesin etkilendiği, devrimci iradenin keskinleşmesine sebep olan, gittiği her yerde heyecan uyandıran biriydi’ der. Mustafa Karasu’nun gençler arasında Kemal Pir etkisinin gelişkinliğine ilişkin şu belirlemesi önemlidir: “Suruçlular Kemal Pir’le bir araya geldiklerinde devrimin birkaç gün içinde gerçekleşebileceğini sandıklarını, kısa sürede büyük eylemlerin başlayabileceğini hissettiklerini anlatıyorlardı; onun herkeste bir devrimci ruh ve heyecan oluşturduğunu söyleyerek aslında Kemal Pir’in karakterini ortaya koyuyorlardı.” 

Zor an’lar ve zamanlar bir kişinin özümsediklerini açığa çıkarır. Zindan her devrimci için zor ve başarılması gereken bir imtihan olarak görülür. Kemal Pir yoğun işkenceler altındayken zindanda da sahip olduğu örgütlü ve örgütçü kişiliğini konuşturur. Yalnızca aktif faaliyet içerisindeyken değil, zindanda da çalışmaları sürekli geliştirmeye yoğunlaşır. Herkesle muhatap olur, herkesi harekete kazandırmaya çalışır. Adana’da zindandayken de farklı kesimlerin bulunduğu zindanı örgütler ve bir sistem yaratmaya çalışır. Bu zindanı kısa sürede bir okula çevirir, eğitim çalışmaları yapar ve seminerler yoluyla etrafında bulunanlara bilinç verir. Adanmış bir yaşam olarak Kemal Pir, bir insanı ikna etmek için ‘’3 saat gerekirse 3 saat, 300 saat gerekirse 300 saat konuşurum’’ der.

Hem Türkiye hem de Kürdistan’ın o günkü şartları göz önüne alındığında, gladio darbelerinin yapıldığı dönemlerde, toplu katliamların ve baskıların yaşandığı o günlerde Kürdistan adına örgütleme çalışmalarının yapılması oldukça zordu. Apocu Hareket dışındakiler bu tür girişimleri intihar olarak adlandırıyorlardı. Buna teşebbüs etmek bir yana düşünene bile rastlamak imkansıza yakındı. Tabi Apocu Hareket’in her ferdi yaptıklarının ne denli tehlikeli çalışmalar olduklarının farkındaydılar. Bununla birlikte Kürdistan gerçeği de göz önüne alındığında soykırımcı sistemin tahrip ettiği kişilikleri örgütlemenin zorluğunu Kemal Pir şu şekilde dile getirir: "Biz her şeyden önce yani son derece geri kalmış adeta ortaçağ karanlıklarında geri kalmış, adeta ortaçağ karanlıklarında bırakılmış bir Kürdistan toplumunun fertleri olduğumuzu biliyoruz. Bu derece geri bir yapıda olan bir ülkede örgütlenmenin, bir örgütlenme yaratmanın, bir mücadele doğurmanın ne derece zor olduğu da açıktır.’’

Kemal Pir Tarzı olarak somutlaşan bu hakikat her şeyden önce sorumluluk bilincini gerektirir. Kendisinde sorumluluk bilinci geliştiren, mücadelenin işini kendi öz ve temel işi olarak gören, zamanında ve yerinde geliştirilmesi gereken görevlere sahip çıkan anlayış sonucu böylesi bir kişilik gelişebilir. Kemal Pir, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ne gönül veren herkes için bir yol göstericidir. Devrimci hayatının ayrıntılı incelenmesi gerekir ve bu mücadeleye gönül veren herkesin kendisine esas aldığı ve almaya devam edeceği tarihsel bir kişiliktir. Kemal Pir Tarzı herkes için ulaşılması gereken, kişiliklerde özümsenmesi gereken bir hedeftir.

Editörden