KU TR

Yarım asrı aşan mücadelenin, savaşın en kahredici yanını çeken annelerimiz… Dün Meclis komisyonundan gösterdikleri duruş ile mücadelenin özetini dost düşman herkese gösterdiler. Bir yandan çekilen acıları ve kahırları dile getirdiler, bir yandan da mücadelenin kararlığını gösterdiler.

Sözlerine Kürtçe başlayan ancak uyarılardan kaynaklı Türkçe’ye geçiş yapmak zorunda kaldıklarında verilen mesaj netti: Kürtler inkâr ediliyorlar. Dilimizi bile konuşamıyoruz.

Her şeye rağmen devam ediyorlar. Her birinin ayrı bir hikayesi var. Çocuklarını bu mücadele yolunda şehit vermiş anneler son derece onurlu, kararlı, dirayetli ve gururlu bir duruşa sahipler.

Olması gereken duruşu gösteriyorlar. Mücadelenin Kürtlere kazandırmaya çalıştığı kişilik ve özellikleri somut ortaya koyuyorlar. Bir anlamda bizler için bir ölçüyü ifade ediyorlar. Kişiliklerimizin onurlu, kararlı, özgüvenli, dirayetli ve gururlu olması gerektiğini anlatıyorlar.

Yine her şeye karşı kendimize, varlığımıza ve mücadelemize güvenmemiz gerektiğini…

Önderliğin özgürlüğünü dayatmaları da öne çıkan taraf oluyor. Evet Kürtler Rêber APO’ya sonsuza kadar güveniyorlar. Bugüne kadar Kürtler açısından herhangi bir yanlışa neden olmadı. Tarih bilincine sahip ve mücadelenin her anında yer almış annelerimizin hepimizin yüreğinden geçenleri dile getirmiş.

Tecrite karşı bedenini ateşe veren bir çocuğun annesi olarak yaşayabileceği başka bir acının kalmış olduğunu düşünmek mümkün değil. Yine zindandan zindana çocuğunun peşinden koşanlar, bir değil birkaç çocuğunu mücadelede toprağa verenler, çocuklarının cenazelerini bile bulamayanlar hatta çocukları bir anda kaybolup bir daha haber alamayan anneler… Tanımadığımız, bilmediğimiz daha nice anneler…

Özüyle bir insanın yaşayabileceği tüm acıların ve kahırların toplamını yaşayan anneler bu mücadelenin temel direkleri oldular.

Son on yılda yürütülen faşizme karşı en ön cephede yer aldılar. Tecrite karşı, gerillaya karşı kimyasal silah kullanıldığında, kayyumlar atandığında, açlık grevi direnişlerinde en önde olan annelerdi. Herkesin mücadele karşısında pasif kaldığı hatta yetersiz kaldığı yerde bir an bile geride durmadılar. Sürecin buraya gelmesinin bir mimarı da onlar olduğunu unutmayalım. Gösterdikleri direniş, duruş ve kararlılık herkese yol gösterici olmuştur.

Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Petrus, Hıristiyanlık için önemli biridir. Çünkü Hz. İsa’nın kilisesini üzerinde kurmak istediği kayadır. Bu derece güvenilir ve yıkılmaz bir sütun olarak görülür. Mücadelemizin her anında saldırıların yoğunluğu fark etmeksizin direniş gösteren annelerimizin de sırtımızı yasladığımız kayalar olarak görüyoruz.

Mücadelemizin sütunları olanlar annelerimiz bizlerin temel dayanaklarıdır. Yaşadıkları acıları ve kahırları buruk da olsa bir sevince dönüştürmek için her Kürt bireyinin görevi olan özgürlüğü geliştirerek sağlayabiliriz. 

Murat Çelik