Hükümet Paris halkını silahsızlandırmaya kalkınca 18 Mart 1871 günü halk direnişe geçmiş, iki generali teslim almış ve kurşuna dizmişlerdir. Bu gün Paris Komününün kuruluş günü olarak anılır. Artık Fransa’da iki hükümet vardır. Biri Paris Komününün hükümeti, diğeri de Versailles’e kaçmış olan burjuvaların hükümeti.
Paris Komünü
Paris Komünleri doğrudan demokrasi uygulamasında çok öğretici tarihsel bir örnek teşkil etmiştir. Daha 1790’lı yıllarda yani Fransız Devriminin hemen akabinde mahalle ve kent meclislerine dayalı yönetim modeliyle tüm Fransa konfederasyon haline getirilmek istenmiştir. Halk hareketi burjuvazinin eline geçince komünler halk adına kalıcı sonuçlar doğurmamıştır. Fakat bir halk özgürlük eğilimi olarak hep varlığını korumuştur. Nitekim 1871 Paris komünü̈ tüm kentlerdeki komünleri konfederasyon çatısı altında birleşmeye çağırmıştır.
Paris Komünü, Fransa-Prusya arasındaki savaş koşullarında temelini atmıştır. 19 Temmuz 1870’de Fransa Prusya’ya savaş açmış ve bu savaşta yenilmiş, 2 Eylül 1870’te Prusya ordusuna teslim olmuşlardır. Fransa kralı da esir alınmış, Paris kuşatılmış fakat halk direnmiştir. Ulusal Savunma Hükümeti kurulmuş olsa da Prusya karşısında direnmemiş ve 28 Ocak 1871’de teslimiyet anlaşması imzalamıştır. Bunun üzerine Ulusal Muhafız içerisinden 215 taburun delegeleri toplanıp direniş kararı almış ve Ulusal Muhafız Federasyonu Tüzüğünü kabul etmişlerdir. Bu direniş gücünün başına seçilen 20 kişilik Merkez Komite Komün devriminin yönetimini üstleneceklerdir.
Hükümet Paris halkını silahsızlandırmaya kalkınca 18 Mart 1871 günü halk direnişe geçmiş, iki generali teslim almış ve kurşuna dizmişlerdir. Bu gün Paris Komününün kuruluş günü olarak anılır. Artık Fransa’da iki hükümet vardır. Biri Paris Komününün hükümeti, diğeri de Versailles’e kaçmış olan burjuvaların hükümeti. Hemen ertesi gün Merkez Komite bir bildiri yayınlayıp halkı komün seçimlerine çağırmış, sıkıyönetim kaldırılmış, siyasi tutsaklar serbest bırakılmıştır. Komite 23 Mart’ta ise Komün Programını açıklamıştır.
Buna göre: Emekçiye emeğinin tam değerini sağlamak, yani kapitalist karı ortadan kaldırmak için kredinin, ticaretin ve ortaklaşmanın örgütlenmesi; herkes için parasız, laik ve tam eğitim; toplantı, dernek kurma ve basın özgürlükleri; polisin ve ordunun komünal düzeyde örgütlenmesi esas alınmıştır. Dışarıdan hiçbir otorite kabul edilmemiş ve ister bir yöneticinin, ister belediye başkanı ya da valinin olsun, tüm seçilenlerin seçenler tarafından sürekli denetimi temel bir ilke olarak esas alınmıştır.
26 Mart’ta komün seçimleri yapılmış, Paris’in 20 ilçe belediye dairesinin yöneticileri belirlenmiş; Merkez Komite de yetkilerini resmen Komün yönetimine devretmiştir. Komün yönetiminde işçiler, memurlar, öğretmenler, ressamlar, yazarlar, gazeteciler ve iş adamları yer almış; Komün bünyesinde tüm Paris halkının katılımını sağlayabilen sendikalar, kooperatifler, kulüpler, komisyonlar, kurullar tarzında örgütlenmeler gerçekleştirilmiştir. İaşe, darphane, basımevi, sağlık, posta gibi hizmet alanları ile eğitim, yargı, maliye gibi konularda komisyonlar kurulmuştur. Ayrıca Kadınlar Birliği örgütlendirilmiştir.
Komün yerel yönetim özerkliğini, en ücra köşelere kadar tabandan örgütlenmeyi esas alsa da kendisini çevreye, yerellere yayamamış, sistem Paris’le sınırlı kalmıştır. Öte yandan Ulusal Muhafız Merkez Komitesi, yetkilerini Komüne devrettiğini açıklamasına rağmen toplantılarını yapmaya devam etmiş, askeri işleri doğrudan yönetmek istemiştir. Dolayısıyla Komün Yönetiminin yanında ikinci bir iktidar gibi kalmıştır. Askeri işlerde Komün iradesini hiçe sayabilmiştir.
Komünün örgütlenme çabalarına rağmen kendi içinde demokratik bir düzeyi tutturduğundan söz edilemez. Bu yüzden kişisel rekabetler, çekişmeler, sık sık görev değiştirmeler yaşanabilmiş; disiplin tam sağlanamamıştır. Bu zafiyetler Komünün zayıf düşmesine yol açmış olsa da halk direnişten yana olmuştur.
12 Mayıs’ta Almanların da desteklediği burjuva orduları Paris’e girmiş ve kıran kırana bir direniş yaşanmıştır. 28 Mayıs’a gelindiğinde halkın kahramanca direnişlerine rağmen, Paris direnişleri kırılmış, toplu kurşuna dizmeler başlamıştır. 30 bin insan katledilmiş,
38 bini esir alınmış ve Paris düşmüştür. 70 günlük iktidarına birçok şey sığdırmış olan Paris Komünü toplumsal mücadeleler tarihinde önemli bir dönemeç olmuştur. Komünal direnişler adına büyük bir esin kaynağı olmakla birlikte ileriki tarihlerde ‘proletarya diktatörlüğü’ tezlerine de temellik etmiştir. Burjuvazinin üzerine yeterince sert gidilmediği, kenti terk edip yeni bir karargâhta güç toplamalarına fırsat verildiği; bankalarındaki paraya bile dokunulmadığı ve neticede fırsat kollayan burjuvazinin gücünü toplayıp saldırıya geçtiği değerlendirilmiştir. Bundan çıkarılan sonuç ise proletarya diktatörlüğünün mutlak gerekli olduğudur. Marks ve Lenin’de Paris Komünü bu tarzda yankısını bulacaktır. Öyle ki, bir anlamda Paris Komününden çıkarılan dersler Sovyet devriminde pratikleşecektir.















